09:00 - 18:00


info@cetinel.av.tr

0(312) 230 48 52


0(312) 231 36 99

Facebook

Twitter

Search
 

Osmanlı Vakıflar Hukuku

Çetinel Hukuk & Danışmanlık Bürosu > Osmanlı Vakıflar Hukuku

Osmanlı Vakıflar Hukuku

Osmanlı’da vakıf, bir malı Allah’ın malı olmak üzere ferdî mülkiyetten çıkartarak insanların faydasına sunmaktır. Osmanlı Devleti’nde başta padişahlar olmak üzere, hanedan üyeleri, devlet görevlileri, saray görevlileri ve toplumun seçkin kişileri vakıf kurmuşlardır. Vakıflar, devlet tarafından kişilerin mallarına el konmasını önlediği ve sıkı İslam kurallarının uygulanmasını bir nebze olsun azaltabildiği için Osmanlı Devlet’inde önemli bir yere sahiptir.

Vakıf kurmak isteyen kişi, vakfiye (vakıf senedi) hazırlar ve kadı onayına sunardı. Vakıf senetleri, günümüzde olduğu gibi eski Osmanlı Vakıfları için de vakfın en önemli belgesi niteliğindedir. Vakfa ait vakfiyede, vakfın hangi amaçla kurulduğu, vakıf olunan mallar, vakıf olunan malların ya da kurulan müesseselerin nasıl ve kimler tarafından idare edileceği, vakıf giderlerinin neler olacağı, gelirlerinin nelerden sağlanacağı, müesseselerde kimlerin çalışacağı ve ne kadar ücret verileceği, vakfın gelirlerinden kimlerin ve ne oranda faydalanacakları yer alır.

Eski vakıflar kendilerinden yararlanma ve idare yönünden çeşitli ayrıma tabi tutulmuştur;

Hayri vakıflar, doğrudan doğruya ‘’kurbet kastıyla’’ kurulan ve bütün insanlara veya sınırlı bir kesim insana (Örn: fakirler ve kimsesizler yararına) tahsis edilen vakıflardır. Bu gibi vakıflarda esas amaç, kurbet yani sevap ve ibadet anlamında fiil işlemektir.

Zürri vakıflar, vakfedenin zürriyetinden olanların bu vakıftan faydalanmalarını kabul eden vakıflardır. Kısaca vakfedenin ailesinin yararlandığı vakıflara zürri vakıf denir.

Mazbut Vakıf : 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca; Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflara “Mazbut Vakıf” denilmektedir.

Mülhak Vakıf : 5737 sayılı Vakıflar Kanununa göre, mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflara mülhak vakıflar denilir.

EVLADİYE DAVALARI

Bir kimsenin, vakfeden tarafından kurulan vakfın evladı olup olmadığının tespiti için açılan davalara genel olarak evladiye davaları denir. Evladiye davaları HMK açısından ‘’tespit davası’’ niteliğini taşırlar. Mahkemelerde açılan bu tür davaların sonunda verilen hüküm, bir tespit hükmüdür.

-Vakıf evladiyetinin tespiti davası

-Galleye müstehak vakıf evlatlığının tespiti davası

-Mütevelliliğe ehil (tevliyete müstehak) vakıf evlatlığının tespiti davası (tüm bu davaların ayrı ayrı açılmalarında kanuni bir engel bulunmamaktadır.)

Vakıf evladiyetinin tespiti davası, vakfedenin soyundan gelen kişilerin yalnızca vakıf evladı olduklarını tespit ettirmek amacıyla açabilecekleri bir dava türüdür. Bu dava sonucu verilen hüküm yalnızca ‘’evladiyetin tespiti’’ niteliğinde olup, galleye müstehak veya mütevelliliğe ehil evlatlığın tespitini kapsamamaktadır. Uygulamada kişiler, maneviyat duygusuyla vakıf evladı olduğunu tespit ettirmek amacıyla bu davayı açmaktadırlar.

Mazbut ve Mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen kişinin, vakıf evladı olduğunu tespit ettirmek ve vakfiyedeki şartlara göre vakıf gelirinden yararlanmak için açtığı davaya ‘’galleye müstehak vakıf evlatlığının tespiti davası’’ denir. Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bahse konu dava açılmadan önce, vakfiyelerde vakfedenin soyundan gelen evlatlara yönelik herhangi bir hüküm bulunup bulunmadığı, var ise bu hükümlerin şartları, hangi nitelikteki evlada şart kılındığının tespiti için vakfiyenin(vakfiyelerin) incelenmesi gereklidir.

İlk derece mahkemesi tarafından galleye müstehak vakıf evlatlığı tespit edilen kişilerin paylarına düşen galle fazlası, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu madde 56 gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından emanet hesaplarda izlenir, ödeme ise kararın kesinleşmesiyle birlikte yapılır. Yine Vakıflar Kanunu madde 7/5 uyarınca ‘’ Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.’’

27010 sayılı Yönetmelik 55/2-3 uyarınca ‘’ Galle fazlası, mazbut vakıflarda Genel Müdürlük onayından, mülhak vakıflarda ise kesin hesabın tasdikinden sonra 15 gün içerisinde yıllık olarak ödenir. İntifa hakkı ödemeleri yapıldıktan sonra ilk defa başvuranlara o yıl ödeme yapılmaz. Ancak hak kazandığı yılın veya yılların evlat hissesi, mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip ödenir.’’

Başvuruları neticesinde, hak kazandıkları galle fazlası ödenmeyen veya eksik ödenen kişiler alacaklarını tahsil etmek amacıyla dava açabilirler.