10:00 - 17:00


0(312) 230 48 52


0(531) 083 81 53

Facebook

Twitter

Search

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-İ Şuyu)

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-İ Şuyu)

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) , paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar arasındaki paydaşlığa son verilerek ferdi mülkiyete geçişi sağlayan ve davanın tarafları açısından benzer sonuçlar doğuran bir dava türüdür. Ortaklığın giderilmesi davasındaki amaç, taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın ortaklığın giderilerek sona erdirilmesidir.

Kadastro Kanunu 22/A Gereğince Yapılan Kadastro Yenileme Çalışmaları Neticesinde Uğranılan Zarardan Devletin Sorumluluğu ve Tazminat Davası

Kadastro Kanunu 22/A Gereğince Yapılan Kadastro Yenileme Çalışmaları Neticesinde Uğranılan Zarardan Devletin Sorumluluğu ve Tazminat Davası

3402 sayılı Kadastro Kanunu madde 22’ye göre ‘’Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir. ‘’ Aynı kanun a bendi uyarınca ; ‘’Ancak; Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, Birinci fıkra hükmü uygulanmaz.’’

Eski Vakıflarda Galleye Müstehak Vakıf Evlatlığı Davası

Eski Vakıflarda Galleye Müstehak Vakıf Evlatlığı Davası

743 sayılı Türk Kanun Medenisinin kabulüyle birlikte vakıflar, Medeni Kanun’dan önce ve sonra kurulmalarına göre ‘’eski vakıf’’ ve ‘’yeni vakıf’’ olarak adlandırılmışlardır.

Osmanlı Devleti’nde başta padişahlar olmak üzere, hanedan üyeleri, devlet görevlileri, saray görevlileri ve toplumun seçkin kişileri vakıf kurmuşlardır.

BİZE YAZ BİZE YAZ HIZLI İLETİŞİM HIZLI İLETİŞİM ŞİMDİ ARA WHATSAPP WHATSAPP